9 Temmuz 2013 Salı

Kan bağışı, kök hücre ile tarihe mi karışıyor ?

Kan bağışı, laboratuvar ortamında sınırsız kırmızı kan hücrelerinin üretimiyle bir gün tarihe karışabilir. Bir Amerikalı uzman grubu, yaptığı araştırmayla, insan embriyonu kök hücrelerini, fonksiyonel oksijen taşıyıcı kırmızı kan hücrelerine döndürmenin yolunu buldu. Blood dergisinde yayımlanan araştırma, Worcester Massachussetts'teki Advanced Cell Technology ile Mayo Klinik ve Illionis Üniversitesi'nin işbirliğiyle yapıldı. Bu araştırma ilk kez, oksijen taşıma kapasitesine sahip bu kan hücrelerinin, normal kan nakilleriyle mukayese edilebileceğini gösterdi ve bu yolla üretilen kandan hastalık bulaşma olasılığını ortadan kaldırmayı da kolaylaştırdı. Araştırmayı yürüten doktor Robert Lanza, kan takviyelerindeki sınırlamaların, çok kan kaybeden hastaların hayatlarını tehlikeye atacak sonuçlarının bulunduğunu hatırlattı. Lanza, şu anda tek bir kök hücresi grubuyla 10 ile 100 milyar kırmızı kan hücresi üretebildiklerini söyledi.


Haberin Kaynağı için Tıklayınız..

Selülit tedavisine ANANAS

Diyetisyen Lale Sağlık, bazı besin maddelerinin selüliti engellediğini belirterek "Özellikle ananas, biberiye ile A,C ve E vitaminlerini bunlar arasında sayabiliriz" dedi. Sağlık, taze ananasta bulunan bromelin enziminin protein ayrıştırıcı ve sindirimine yardımcı bir enzim olduğunu söyleyerek "Kükürtlü bileşikleri de içeren bromelin enzimi sadece protein sindirimine yardımcı olmakla kalmaz, şişkinliğin ve ödemin atılmasına da katkıda bulunur. Böylece selülit oluşumunu engellemeye yardımcıdır" dedi. Diyetisyen Sağlık, biberiyenin ise, kan dolaşımını hızlandırıcı etkisi sayesinde selülit oluşumunu engellediğini ifade ederek şunları söyledi: "1-2 tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış biberiyeyi 1 bardak kaynar suyla 10 dakika kadar demleyip gün içerisinde2-3 bardak şeklinde tüketebilirsiniz."


Haberin Kaynağı için Tıklayınız..

8 Temmuz 2013 Pazartesi

Özgüven Eksikliğinin 7 İşareti

Özgüvenin karşıtı olan özgüven eksikliği ise genellikle aşağılık kompleksi olarak tanımlanır. Özgüven hakkında çok önemli bir kitap yazan psikolog Don Hamachek aşağılık kompleksi ile ilgili 7 noktaya dikkat çekiyor.

1. Eleştiriye karşı alıngan olmak
     Aşağılık duygusuna kapılan insanlar hata yaptıklarını bilseler de diğer insanların bunu vurgulamaları hoşlarına gitmez. Ne kadar yapıcı ya da naif olursa olsun her eleştiriyi kişisel bir saldırı olarak algılarlar.

2. Özgüvene uygunsuz cevap verme
     Bu iki şekilde olur. Bazı insanlar kendileri hakkında iyi şeyler duymak için can atarlar ve sürekli iltifat edilmesinden hoşlanırlar. Diğer davranış biçimi ise tam tersidir. Özgüven eksikliği çeken bir grup insan ise kendileri hakkında pozitif bir şey duymak istemezler çünkü kendi hissettikleriyle çelişirler.

3. Aşırı eleştirel yaklaşım
     Kendilerini iyi hissetmeyen kişiler başkaları hakkında iyi şeyler düşünmezler. İnsanların kusur ve hatalarını ararlar. Böylece kendilerinin çok kötü olmadığını kanıtlamaya çalışırlar. Bu insanlar çevredeki en akıllı, çekici, başarılı insan olmadıkları zaman akıllı, çekici, başarılı hissetmezler.

4. Suçlama eğilimi
     Bazı insanlar aşağılık hissetmenin acısından kurtulmak için kendi güçsüzlüklerini diğer insanlara yüklemeye çalışırlar. Bu noktada kendi hataları için başkalarını suçlarlar.

5. İşkence isteği
     Özgüvensizlik doruk noktasındayken başkasına zarar vermeye kadar varabilir. Başkalarını suçlama davranışı kontrol edilemez bir duruma ulaşabilir.

6. Rekabetle ilgili negatif hisler
     Aşağılık kompleksi olan insanlar da herkes gibi bir oyunu ya da yarışmayı kazanmak ister ama böyle durumlardan kaçınırlar çünkü kazanamayacaklarını düşünürler. Birinci gelememe korkusu tamamen başarısız oldukları korkusuna kapılmalarına neden olur.

7. Yalnızlık ve çekingenlik eğilimi
     Aşağılık duygusu olan insanlar diğer insanlar kadar zeki ve ilginç olmadıklarını düşündüklerinden diğer insanların da onları böyle göreceğini düşünürler. Bu yüzden sosyal ortamlardan kaçınırlar. İnsanlarla birlikteyken susmayı tercih ederler çünkü bunun yalnızca aptallıklarını ya da sıkıcılıklarını kanıtlayacağını düşünürler.   



Haberin Kaynağı için Tıklayınız..

Topraktan servet fışkırdı !

08 Temmuz 2013 Pazartesi 21:59

Burası Denizli..

Dünyada "siyah elmas" olarak bilinen, 6 milyar dolarlık ticaret hacmi bulunan ve kilosu 100 ile 3 bin Euro arasında değişen trüf mantarı için Orman Genel Müdürlüğü tarafından pilot bölge seçilen Denizli'de, Türkiye'nin ilk trüf mantarı ormanının yetiştirildiği Cankurtaran bölgesinde Avrupa'dan ve ABD'den gelen mantar uzmanları arama yaptı.
 
İLK YAPAY TRÜF ORMANI
 
Toprağın 5 ile 20 cm. derinliğinde ağaç köklerine bağlı yetişen, kokusuyla özel eğitimli köpekler tarafından bulunabilen trüf, Akdeniz iklim kuşağının belli bölgelerinde bulunuyor. Dünyada yüzde 45'ini Fransa, yüzde 35'ini İspanya, yüzde 20'sini İtalya sağlıyor. Talep her geçen yıl artmasına rağmen üretiminin azalması, fiyatını yükseltiyor. Türkiye'nin ilk yapay trüf ormanının oluşturulduğu alanda, doğada kendiliğinden yetişen trüf mantarları da olduğu tespit edildi.
 
 Denizli Orman Bölge Müdürü Ahmet Ersoy, 125 hektarlık 19 alanda uygulamaya çalıştıklarını ifade ederek, "22 hektarlık dört alanda da yapay olarak trüf mantarına yönelik proje uygulaması başlattık. Biz bu 7 hektarlık sahada meşe fidanları dikerek, trüf mantarı üretimine yönelik çalışma yapacağız." dedi. Trüf konusunda dünyaca ünlü uzman olduğu belirtilen Prof. Dr. James Trappe ise bu mantarın orman için çok önemli olduğunu belirterek, "Çok hızlı yetişiyorlar. Bitkilere çok faydası var. Ayrıca çok değerli besin maddelerine sahipler." diye konuştu.
 
Türkiye'nin en önemli trüf mantarı uzmanlarından Niyazi Uluçoban da doğal alanlarda bol miktarlarda çıktığını vurgulayarak, "Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde de bu mantarlardan var. Denizli'de bulunanlar, yazlık mantarlardan. Ayrıca buraya kışlık trüf için uygulama yaptık. Ülkemizin çeşitli alanlarında da 30 trüf çeşidi tespit edildi. Her çeşidin sezonu var. Yurtdışında bu mantarın fiyatı en az 300 Euro civarında. Bazı çeşitleri 3 bin 500 Euro civarında alıcı buluyor." dedi.


Haberin Kaynağı için Tıklayınız..

7 Temmuz 2013 Pazar

Dünya bu çocuğu konuşuyor..

ABD'nin Massachusetts eyaletinde arabasıyla nehre düşen babasına yardım çağırmak için sudan yüzerek çıkan, ardından 1.6 kilometre fazla koşarak polise haber veren çocuk günün kahramanı oldu.




Babasının yanında arabayla seyahat eden Joshua Garcia (8) adlı çocuk, araba Nashua Nehri'ne uçunca kendi çabasıyla sudan yüzerek çıkmayı başardı. Ardından nehri çevreleyen çitten atlayarak en yakındaki polis noktasına kadar çıplak ayakla koşan Garcia, babasının da hayatını kurtardı. Garcia'nın ulaştığı Fitchburg Polis Merkezi'nden Komiser Paul Bozicas "Küçük bir çocuğun böylesine bir işi başarması gerçekten dikkat çekici. Baba da oğul da çok şanslı" dedi.

BABAYA DAVA AÇILIYOR 
 
Polisin olay yerine ulaşmasından sonra, sıkıştığı aracından çıkarılarak hastaneye kaldırılan baba Eugenio Garcia'nın hayati tehlikesinin bulunmadığı kaydedildi. Polis yetkilileri, baba hakkında hızlı araç kullanmak, alkol almak ve küçük bir çocuğun yaşamını tehlikeye atmak gibi suçlamalardan dava açılacağını kaydetti.
 
Mynet

KISACA TÜRKİYE İNSANI : )))

KISACA TÜRKİYE İNSANI : )))

1-) Çorabının kirli olup olmadığını koklayarak anlamak..
2-)Bulmacalarda adam kadın farketmeden herkese sakal bıyık çizmek
3-)Misafirliğe gelen çocuğa ''Sen burda kal da bizim oğlumuz ol'' demek
4-)Şampuan bittiği zaman çoğaltmak için içine su dökmek
5-)Otobüste yaşlılara yer vermemek için uyuyor numarası yapmak
6-)Göremiyeceği halde geçen ambulansın içine bakmaya çalışmak.
7-)Dürümün son lokmasıyla ayranın son yudumunu denk getirmek.
8-)6 aydır fırçalanmayan diş dişçiye giderken ayıp olmasın diye mutlaka fırçalanır
9-)Bi şey ikram edilince kibarlık olsun diye "çok sağol" diyerek reddedip ısrar gelmeyince aç kalmak
10-)Sinirini oraya buraya vurarak atmaya çalışırken yumruk attığı duvar yüzünden parmakarlını kırması
11-)Öğretmeninden azar işitip babasına söylemsi ve üzerine öğretmenin baba tarafından dövülmesi
12-)Herkesin evinin buz dolabında , yumurtalık kısmında kurumuş bir yarım limon vardır. Biliyorum sizinde var : ))

5 Temmuz 2013 Cuma

Tüm ülke gizemli yardımseverin peşinde.

Karanlık çöktüğünde ortaya çıkıyor... İçinde kimi zaman binlerce euro olan zarfları posta kutularına bırakıyor... Almanya'nın Braunschweig kenti, gizemli yardımseverin peşinde..
Almanya'nın Braunschweig kentinde çeşitli evlerin posta kutularına zarf içinde para bırakan yardımseverin kim olduğu büyük merak konusu. Şimdiye kadar toplam 250 bin euro bağışta bulunan şahsın yardım yapacağı insanları gazete haberlerinden yola çıkarak seçtiğini sanılıyor. Sankt Katharinen Kilisesi papazı Werner Busch da bir gün böyle bir zarfla karşılaşmış. Büyük şaşkınlığa uğrayan rahip, "Bunu gerçekten beklemiyorduk. 2011 yılı sonunda posta kutusunda isimsiz bir zarf içinde 10 bin euro bulmuştuk" diyor. Ancak ikinci seferde zarftan paranın yanı sıra bir de telefon rehberinden koparılmış bir sayfa çıkmış. Sayfanın üzerinde çatı aktarıcılarının telefonları varmış. İsimsiz kahraman böylece paranın nereye harcanması gerektiğine dikkat çekmiş. Papaz Werner Busch, "Çatı büyük ölçüde eski Ortaçağ'dan kalma bir malzemeden yapılma. Ancak yıllar içinde eskimişti ve tam bir restorasyondan geçirilmesi artık zaruri hale gelmişti" diye konuşuyor.

250 BİN EURO BAĞIŞLADI 

 
Kilise gönderilen bağıştan memnun. Birçok başka insan da aynı durumda. İsmi bilinmeyen yardımsever, geride kalan yıllarda toplam 250 bin euro bağışta bulunmuş. Her seferinde de posta kutularına isimsiz zarflar bırakarak. Yardımsever, prensip olarak zarfların içine Braunschweiger Zeitung'dan bir haber koyuyor. Böylece paranın ne için kullanılmasını istediğini de belirtmiş oluyor. Gazete açısından bu hem son derece olumlu bir reklam hem de ilgi çekici bir haber anlamına geliyor. Braunschweiger Zeitung editörü Henning Noske şunları söylüyor: "Ortaya çıkan olumlu havayı aldığımız tepkilerde fark ediyoruz. Olumlu yöndeki istek ve taleplerde, gazete ile okurlar arasındaki ilişkilerde bunu hissediyoruz. Bunun harika bir haber olduğunun farkındayız. Hiç kuşkusuz en büyük haberlerimizden biri, bu. Ve bu haberin sürekli olumlu yönde gelişiyor olmasından son derece memnunum." Gazeteye ulaşan okur mektuplarında büyük bir artış var. Herkes kendisiyle ilgili bir haber yapılmasını istiyor. Bunun arkasında yatan sebep açık. İnsanlar haklarında bir haber çıkması sayesinde isimsiz yardımseverin kendilerine para göndermesini umuyor. Ancak genellikle bağış alanlar kamu yararına faaliyet gösteren kuruluşlar oluyor. Bir keresinde yerel mahkemeye de posta yoluyla 5 bin euro gönderilmiş. Paranın asıl adresi ise yardımseverlik yaptığı halde dayak yiyen bir adam.

BİLMECE ÇÖZÜLEMEDİ 

 
Braunschweig Sulh Mahkemesi'nden Martin Bergmann, "Sulh Mahkemesi açısından elbette medeni cesaret gösterilen bir olayın bu şekilde takdirle karşılanmış olması son derece sevindiricidir" diyor. Bağışların arkasında yatan bilmece bugüne kadar çözülemedi. Bağışçı bir loto talihlisi mi? Yoksa büyük servete konan bir mirasçı mı? Yüklü bağışların kime gideceğine hangi ölçülere göre karar veriyor? Bağışçı belki de bir kadın. Yine de bu kadın ya da adam hakkında bazı tahminlerde bulunmak mümkün. Zira Braunschweig Teknik Üniversitesi'ndeki psikologlar bu davranış tarzına hiç de yabancı değil. Psikolog Daniela Hosser, şunları anlatıyor: "Yüksek miktarda paranın başkalarına verilmesi şuna işaret ediyor. Aslında amaç iyilik yapmak değil, geriye kalıcı bir şeyler bırakmak. Daha da derinine indiğinizde, burada yapılan hayat muhasebesinin bir rol oynadığını, hatta belki de hayatın sona erecek olmasıyla bir hesaplaşma içine girildiğini de görebilirsiniz."

PSİKOLOGLAR NE DİYOR?

 
Psikologlar özellikle kiliselere yapılan yardımlar üzerinden bazı sonuçlara varıyor. Psikolog Hosser, "Yardımsever kişinin ismini açıklamaması İncil'e uygun. İncil'e göre merhametli olan kişi, bunu karşısındaki insanla duygu ortaklığı kurduğu için yapar, ödüllendirilmek ya da dikkat çekmek için yapmaz" diyor. Kentte birçok kişinin en büyük korkusu bağışçının sırrının çözülmesiyle birlikte yardımseverlikten vazgeçmesi. Bu yüzden bazı kent sakinleri şahsın aranmasını ve bulunmasını istemiyor. Braunschweiger Zeitung editörü Henning Noske, "Elbette kim olduğunu bilmek isterim, bu bir gazeteci olarak beni ilgilendirir. Ancak burada asıl soru şu: Bunu yaparak bu hikâyenin masalsı yanını zedelemiş olur muyum?" diyor.